Köylü ile Şehirli

Sunucu: Benim adım Adem
Gözelerim badem badem
Bir tarafımda şehirli bir tarafımda köylü
Birkaç soru soralım onları tanıyalım
Adınız?
Şehirli: Mine Şentürk
Sunucu: Ya siz?
Köylü: Emine Haşhaş

Sunucu: :Hangi parfümü kullanırsınız?
Şehirli: Kenzo, Armani, Hugo Boss
Sunucu: . Ya Siz?
Köylü: At kokusu, eşek kokusu, tezek kokusu, koksu da kokusu

Sunucu: :Hangi arabalara binersiniz?
Şehirli: limuzin, Jeep, Mercedes
Sunucu: : Ya siz?
Köylü: At arabası, katır arabası, arabası da arabası

Sunucu::Hangi kıyafetleri kullanırsınız?
Şehirli: Askılı bluz, mini etek, şapka, takılar
Sunucu:: Ya siz?
K: Şalvar giyerik, içlik giyerik, yelek giyerik, giyerik de giyerik

Sunucu: : Hangi ayakkabıları giyersiniz?
Şehirli:İnce topuklu ayakkabıları
Sunucu::Ya siz?
Köylü:Naylon pabuç giyerik, çetik giyerik, terlik giyerik, giyerik de giyerik

Sunucu:: Hangi yemekleri tercih edersiniz?
Şehirli: Eşim hergün beni bir restorana götürür. Çin yemeği, Japon yemeği
Sunucu: :Ya siz?
Köylü:Bizim oralarda hamuru ha böyle açarlar, ha böyle yerler de yerler.

Sunucu:: Hangi içecekleri tercih edersiniz?
Şehirli: Viski, cin, maruba
Sunucu::Ya siz?
Köylü: Ayran içerik, şerbet içerik içerik de içerik

Sunucu: : Kaç çocuğunuz var?
Şehirli: 1 çocuğum var. Ona da Paris’ten bir bakıcı getirdim.
Sunucu: : Ya sizin?
Köylü: 19 çocuğum var, aha 20. si de karnımda

Sunucu: : Hangi konutları tercih edersiniz?
Şehirli: Havuzlu villa, yalı
Sunucu: :Ya siz?
Köylü: Kerpiç damda otururuk, çadırda otururuk, gecekonduda otururuk ,oturruk da oturruk

Sunucu: : Hangi makyaj malzemelerini kullanırsınız?
Şehirli: Fondoten, rımel, ruj, oje
Sunucu: :Ya siz?
Köylü:Bizim herif gelir vurir morarir, gaynanam gelir vurirrrrr morarir, bizim makyaj ha böyle olir.

Sunucu: : ikinize de teşekkürler, İyi Günler?
Şehirli:Mersi
Köylü:Ey günler de ey günler
Şehur şehur dediler gidi gidiverdum şehure
Goca goca evler yıkılıverdi sanki üstüme
Hotel hotel dediler gidi gidiverdum hotele
Bembeyaz çarşaflara gıyamadım vallahi yatmaya
Maç maç dediler, gidi gidiverdum maça
Ortada bir kabak, etrafında 22 salak
At at diyiler, onlar bir de utanmadan şu kadarcık don giyiler.

Ceddin Deden Neslin Baban Sözleri

Ceddin deden neslin baban
Hep kahraman Türk milleti
Orduları pek çok zaman
Vermiştiler dünya'ya şan

Türk milleti Türk milleti
Aşk ile sev milliyeti
Kahret vatan düşmanını
Çeksin o melun zilleti

Ceddin deden neslin baban
Hep kahraman Türk milleti
Orduları pek çok zaman
Vermiştiler dünya'ya şan

Türk milleti Türk milleti
Aşk ile sev milliyeti
Kahret vatan düşmanını
Çeksin o melun zilletiSözleri

Tüm zamanların en etkileyici yerli ve yabancı şarkı sözleri..

 

In the eyes of a woman, in a world of desire,
From the moment she looked my way. I was so hypnotized
Should I show how I feel, shes the magnet, Im steel
The eyes of a woman, theres nowhere to run
The eyes of a woman

In the arms of an angel, in a dangerous disguise
Loves a blue fascination
Its a mystery that burns, takes a lifetime to learn
The eyes of a woman, theres nowhere to run
The eyes of a woman, my fears come undone
In the eyes of a woman, theres nowhere to run
The eyes of a woman, my fears come undone

Nowhere to run

 

If the night turned cold and the stars looked down
And you hug yourself on the cold cold ground
You wake the morning in a stranger's coat
No one would you see
You ask yourself who'd watch for me
My only friend who could it be
It's hard to say it
I hate to say it but it's probably me

When you belly's empty and the hunger's so real
And you're too proud to beg and too dumb to steal
You search the city for your only friend
No one would you see
You ask yourself, who could it be
A solitary voice to speak out and set you free
I gate to say it
I gate to say it, but it's probably me

You're not the easiest person I ever got to know
And it's hard for us both to let our feelings show
Some would say I should let you go your way
You'll only make me cry
If there's one guy, just one guy
Who'd lay down his life for you and die
It's hard to say it
It's hard to say it, but it's probably me

When the world's gone crazy and it makes no sense
There's only one voice that comes to your defence
The jury's out and your eyes search the room
And one friendly face is all you need to see
If there's one guy, just one guy
Who'd lay down his life for you and die
It's hard to say it
I hate to say it, but it's probably me
I hate to say it
I hate to say it, but it's probably me

 


bu ara ihtiyacım var sana
ellerimi sakın bırakma
bana huzur veren tek yer senin yanın unutma
gün varıncaya kadar sabaha
sakın hiçbir yere kalkma
fazla bişey istemem sadece dur burda...


Emre Aydın - Sen anlarsın

 


odam sıcak yinede üşüyorum
ne annamı var sen olmayınca
gözüm kapıda dönersin diee
dönüp affettim dersin diee
allahım duy dualarımı birakma beni onsuz bir daha


erkan - gönül yarası

 


Nasıl oldu anlayamadım
Tanıştık
Birdenbire
Nedenini sorma boşyere
Seni kucaklamak geldi içimden
Kendimi tutamadım işte geldim yanına

Anladım sendin aradığım hayatım boyunca
Kim koşup açmaz hemen aşk kapıyı çalınca
Yalnız yaşamak zor beklemek ondan da zor
Çektiklerim artık yeter gel benimle ol
Mantık irade kuvvet
Sevince pek işlemiyor
Canım seninle olmak istiyor

İnanmazdım sevgiye
Gülerdim ben herkese
Derdim; insan kısmetini kendi bulur isterse
Oysa sözler ne kadar boş insan sevince
Kalbim sanki deli gibi seni görünce

Mantık irade kuvvet
Sevince pek işlemiyor
Canım seninle olmak istiyor

Zuhal olcay

 

Yapma , dokunma
Kim dokunduysa sana ... ona git
Nerde unuttuysan beni ... orda kal
Ezdirmem kendimi sana

“Yaptım çünkü aşık oldum” deme , konuşma
Ona öyle demezler buralarda
Alem inansa sözüne ben inanmam

Beş para eder mi varlığın ?
Ki yokluğun beni acıtsın
Alem eğilsin önünde , ben eğilmem

Yapma , dokunma
Kim dokunduysa sana ... ona git
Nerde unuttuysan beni ... orda kal
Ezdirmem kendimi sana

Sen öğrettin bana ağlamayı
Başıma yastık basıp hıçkırmayı
Alem affetse seni ben affetmem

Onlar gibi değilim ben
Adam olmaı hala benden
Adam kölen olsun senin , ben olmam

Yapma , dokunma
Kim dokunduysa sana ... ona git
Nerde unuttuysan beni ... orda kal
Ezdirmem kendimi sana

emre aydın

 


Yeşil Başlı Gövel Ördek

Yeşil başlı gövel ördek
Uçar gider göle karşı
Eğricesin tel tel etmiş
Döker gider yare karşı

Telli turnam sökün gelir
İnci mercan yükün gelir
Elvan elvan kokun gelir
Yar oturmuş yele karşı

Şahinim var bazlarım var
Tel alışkın sazlarım var
Yare gizli sözlerim var
Diyemiyom ele karşı

Hani Karac'oğlan hani
Veren alır tatlı canı
Yakışmazsa öldür beni
Yeşil bağla ala karşı

Karacaoğlan

Komik Tiyatrolar
En Komik Tiyatrolar
Komik Senaryolar
Dünyanın En Komik Tiyatroları

PAZARLAMACI ÇOCUK

ANLATICI : Kadının evle ilgili sorunlar bir yana, çalışan kadının sorunları hiç bitmiyor zaten. Diyelim ki bütün gün deli gibi çalışmışsınız. İş çıkışı bir otobüse binmişsiniz, otobüs hınca hınç dolu. Memurlar, işçiler ve ısrarla başkasının gazetesini okuyucularla haşır neşir olduktan sonra, otobüs yolculuğunu tamamladınız ve işte nihayet evinizdesiniz.

Ters taraftan kadın yorgun argın girer.

ANLATICI : Rahatça gerindiniz.

Kadın gerinir.

ANLATICI : Yorgunsunuz.

KADIN : Yorgunum.

ANLATICI : Çok yorgunsunuz.

KADIN : Çok yorgunum.

ANLATICI : Tek bir ses bile duymak istemiyorsunuz.

KADIN : Tek bir ses bile duymak istemiyorum.

ANLATICI : Ama unutmayın ki hayatın her anında küçük bir sorun çıkabilir.

KADIN : (Anlatıcıya döner.) Hayır efendim, sorun falan istemiyorum. Tek bir ses bile duymak istemiyorum.

Kapı zili üstüste çalmaya başlar.

KADIN : Offf... Kim acaba? Geldim, geldim.

Kadın kapıyı açar. Pazarlamacı çocuk kafayı uzatır.

PAZARLAMACI : İyi günler hanfendi abla. Kapıyı açmakla ne kadar iyi ettiğinizi birazdan anlayacaksınız. İçeri buyurmaz mıyım? E, gireyim bari. (Girer)

KADIN : Ne oluyor be? Sen kimsin? Ne istiyorsun?

PAZARLAMACI : Ben bir şey istemiyorum, siz istiyorsunuz. Ama sayemde istediğiniz ansiklopedilere kavuşacaksınız. Körün istediği bir göz, allah mavi lens veriyor, iyi mi?

KADIN : Allah allah, sen kimsin çocuğum.

PAZARLAMACI : Haklısın abla, tanışmayı unuttuk. Benim adım Cengiz, arkadaşlarım bu yüzden bana Nuri demezler.

KADIN : Adın Cengiz ise, arkadaşların sana niçin Nuri desinler?

PAZARLAMACI : İyi ya abla, bizde demezler diyoruz. Senin adın ne? Dur! Söyleme, ben tahmin edeyim. (Çıkar, kapı ziline bakar, döner) Şahabettin.

KADIN : Saçmalama.

PAZARLAMACI : Ama kapı zilinin üstünde Şahabettin yazıyor.

KADIN : O babamın adı.

PAZARLAMACI : Zil babanın mı? Seni görmeye gelenler bu zili kullanamıyorlar mı? Sizin ailede herkesin ayrı bir zili mi var? Memleket nere Zile mi?

KADIN : Yahu sen ne istiyorsun evladım.

PAZARLAMACI : Ben ansiklopedi satarım abla. Peşin fiyatına taksitle Gelişim Haşırt.

KADIN : Bana ne!

PAZARLAMACI : Sana ne olur mu abla, sen alacaksın.

KADIN : Bak çocuğum, çok yorgunum, aşırı sinirliyim. Ansiklopedi filan istemiyorum, çık evimden hadi.

PAZARLAMACI : Tamam abla, kimseye zorla birşey satacak değiliz. Sen kaç taksit yapacağız onu söyle.

KADIN : (Bağırmaya başlar.) Ulan manyak. Sen beni çıldırtmaya mı geldin? Ansiklopedi istemiyorum. Evimi terketmeni istiyorum. Yoksa polis çağıracağım.

PAZARLAMACI : Bir dakka hanfendi bir dakka. Siz bana bağıramazsınız. Ben öyle sıradan bir insan değilim. Siz benim kim olduğumu biliyor musunuz? Ben Mehmet Çubukoğlu'nun kardeşiyim.

KADIN : Mehmet Çubukoğlu kim?

PAZARLAMACI : Ağbim, tanımazsınız. Kaç taksit yapıyoruz ablacım, peşinat ne veriyorsun?

KADIN : Bak evladım, beni neden deli etmek istediğini anlamış değilim. Beni niçin tahrik ediyorsun ha. (Ağlamaya başlar.) Allah kahretsin sinirlerim bozuldu.

PAZARLAMACI : Niye ağlıyorsun be abla, değer mi? Gençsin, güzelsin, başkasını bulursun.

KADIN : Ne diyorsun be?

PAZARLAMACI : Seni terkettiyse kendi kaybeder diyorum. Kaç taksit yapıyoruz abla.

KADIN : Yalvarıyorum sana düş yakamdan... Düş evimden... Düş sekizinci kattan. Bak karakol iki bina ötede, seni son kez uyarıyorum.

PAZARLAMACI : Abla kalbimi kırıyorsun, farkında değilsin. Sanki biz keyfimizden yapıyoruz bu işi. Benim hayatım keder yüklü. Annem, ben doğmadan ölmüş. Babam daha geçen gün sünnet oldu. Bütün sünnet masraflarını ben karşıladım ya. Kolay mı? Ekmek parası, cüzdan yarası. Kaç taksit yapıyoruz abla, peşinat ne veriyorsun.

KADIN : (Telefona sarılır.) Bunu sen istedin. (Numaraları hızla çevirir.) Alo karakol mu? Memur bey iki bina üstünüzde oturuyorum. Gül apartmanı 7 numara. Hemen gelin lütfen. Haneye tecavüz var. Tecavüzcü yanımda. Coşkun mu? Coşkun kim? Evet beyefendi, bana tecavüz etti, şimdi beraber sigara içiyoruz, bir polisi arayalım dedik. bana değil beyefendi haneye tecavüz var. Evet, evet bekliyorum. Lütfen acele edin. (Telefonu kapar.) Şimdi göreceksin sen. Bir insanın ruh sağlığıyla oynamak ne demekmiş göreceksin.

PAZARLAMACI : Sen.... Şimdi.... Ansiklopedi.... İstemiyor musun yani?

KADIN : Hala soruyor yahu, hala soruyor. İS-TE-Mİ-YO-RUM.

PAZARLAMACI : Hayır istemiyorsan açıkça söyle. Kimseye zorla birşey satacak değiliz. Ben prensip sahibi bir insanım. Benim için hayatta önemli sekiz şey vardır.
KADIN : Nedir o sekiz şey?

PAZARLAMACI : Pamuk Prenses ve yedi cüceler. Kaç taksit yapıyoruz abla, peşinat ne veriyorsun?

KADIN : Ulan şimdi seni.

Kadın pazarlamacının boğazına sarılacakken kapı çalınır.

KADIN : İşte polis geldi. Şimdi görürsün sen.

Kadın kapıyı açar. Polis girer.

POLİS : Buyrun hanfendi.

KADIN : Hoşgeldiniz memur bey. Bu çocuktan şikayetçiyim. Hemen tutuklayın onu. Hatta isterseniz pencereden aşağıya atalım, intihar etti deriz.

POLİS : O kolay efendim, onu hallederiz. Yalnız müsaadenizle önce ek işimizi yapalım. (Aniden bir tencere çıkarır.) Şu elimde görmüş olduğunuz tencere uygun fiyat ve taksitlerle sizin olabilir.


ÜNİVERSİTEYE HAZIRLIK

(SKEÇ-Komedi)

Üniversiteyi hedefleyen bir gençle bu yolun başında, koşmadan yorulan bir gencin karşılaşması ve kıyaslanması üzerine...

Mustafa: Nerde kaldı bu kız da ya! İşte geliyor. Şimdi bununla tanışmak farz oldu. (Ellerini kaldırır.) Hey büyük Allah’ım! (kızı göstererek) Böyle güzellikleri yaratıyorsun ve bana haber vermiyorsun. Oluyor mu yani? (Kıza bakarak) Allah Allah, bu bir insan olamaz yahu. Bu, başka türlü bir yaratık olmalı. Hayır hayır, bu kesinlikle bir insan olamaz. Ya benim şimdiye kadar gördüklerim insan değildi ya da bu, insan değil. Ortada bir terslik var. Ulan yoksa ben mi insan değilim? (telefon çalar) Hayret bir şey! (Telefonu açar.) Alo! Ha aslanım, şu anda iz üstündeyim. Birisiyle tanışmak üzereyiz. Daha tanışmadık. Kız tanışmak için can atıyor da ben soğuk davranıyorum. O şimdi karşımda. Tren bekliyor. Buradan tren geçmiyor mu? Ben de biliyorum. Zaten ben dolmuş bekliyorum. Daha tanışamadık da evlenince balayına Kanarya Adaları’na gitmeyi düşünüyoruz. Tabi, o da kabul ederse. Herhalde üniversite sınavına hazırlanıyor, görünüşü öyle. Duyuşum, fazlaca inekmiş, ama ben onu evcilleştiririm. Sen dolmuşçuya söyle, geç gelsin. Yok yok, hatta bir yerde kaza falan yapsın, hiç gelmesin. Görüşürüz...

Mustafa: Siz de mi dolmuş bekliyorsunuz?

Kız: Evet.

Mustafa: Aman Allah’ım, bu konuşabiliyor. Konuşuyor, konuşuyor!

Kız: Efendim, anlamadım.

Mustafa: Ben de dolmuş bekliyorum. Ne güzel, ikimiz de bir dolmuşu bekliyoruz. Dolmuştaki şansa bak. İnşallah bu dolmuş iyice dolmuştur da bizi almaz.

Kız: Dolmuş çok gecikir mi? Dershaneye geç kalacağım da.

Mustafa: Yok, birazdan gelir. Bizim dolmuşun şoförü kör de dolmuşu yandaki adam kullanıyor. Onun için biraz geç geliyor.

Kız: İlginç, o nasıl oluyor öyle?

Mustafa: Valla, ben de bilmiyorum, öyle duydum. Siz de mi Eminönü’ne gidiyorsunuz?

Kız: Hayır, ben oraya gitmiyorum.

Mustafa: Öyle mi, ne tesadüf. Ben de oraya gitmiyorum. Nereye gidiyorsunuz?

Kız: Niçin sordunuz?

Mustafa: İzninizle ben de oraya gideceğim de.

Kız: Ben dershaneye gidiyorum.

Mustafa: Dershaneye mi ne güzel! Dershaneyi bitirince ne olacaksınız?

Kız: O ne demek?

Mustafa: Bizim arkadaşlar dershanenin birine yıllardır gidiyorlar ve üstelik hala aynı sınıftalar.

Kız: Dershane bizim için bir basamak. Amacım, iyi bir üniversiteye girerek geleceğe güvenle bakmak.

Mustafa: Üniversiteyi bitirenler hep boş geziyorlar ama. Boş gezmek için üniversite bitirmeye gerek yok. Bak, ben üniversite bitirmediğim halde gayet boş gezebiliyorum.

Kız: İyi bir üniversiteyi veya iyi bir bölümü bitirenler boş gezmiyorlar. Siz nerde okuyorsunuz?

Mustafa: Ben liseyi bitirdim.

Kız: Üniversite sınavına girdiniz mi?

Mustafa: Evet girdim. Üstelik kazandım bile.

Kız: Nereyi kazandınız?

Mustafa: Açıköğretim Fakültesini kazandım. Ama babam uzak diye göndermedi.

Kız: Benimle dalga geçmeye çalışıyorsunuz herhalde!

Mustafa: Hayır, dalga geçtim bile.

Kız: Öyle mi? Senin adın Zeki mi?

Mustafa: Evet ama o göbek adım. İsterseniz tanışalım. Çünkü adını bilmediğim bir insanla evlenmemi kimse benden bekleyemez, değil mi? Ayrıca, benim adım “Musti”, ama siz kısaca “Mustafa” diyebilirsiniz.

Kız: (Biraz bekler, şaşırmıştır.) Bir dakika sayın “kısaca Mustafa Bey”, evlilikle ilgili söylediklerinizi tam anlayamadım da.

Mustafa: Tabi, kusura bakmayın. Evlilik ağzımdan kaçtı. Eeee, balayı diyecektim evlilik dedim. Balayına Kanarya Adaları’na gideriz, olmaz mı? Ben gittim, pek beğenmedim ama senin için bir daha giderim.

Kız: Siz ne evliliğinden bahsediyorsunuz? Kiminle balayına gidiyorsunuz?

Mustafa: Seninle. Ama gitmek istemiyorsan ben de gitmem.

Kız: Bakın “kısaca Mustafa Bey”, ne demek istiyorsun anlamıyorum, ama iki dakika önce görüştük, tanışmıyoruz bile. Sen evlilikten bahsediyorsun.

Mustafa: Niye, ne var ki? Zaman bunu gerektiriyor. Siz gazete okumuyorsunuz herhalde. Bakın millet akşam tanışıp evleniyor, sabah boşanıyor. Üstelik bunlara sanatçı deniyor. Bizim onlardan ne eksiğimiz var? Üstelik fazlamız var. Mesela ben lise mezunuyum.

Kız: Haklısınız da ben kendime onları örnek almıyorum. Benim ideallerim var. Onları gerçekleştirmekten başka bir şey düşünmüyorum.

Mustafa: İdealleriniz var demek? Çok iyi, sizin idealiniz ne acaba?

Kız: Benim idealim fizikçi olmak.

Mustafa: Çok güzel. Bu fizikle ancak fizikçi olunur zaten.

Kız: Sizin işiniz gücünüz yok mu Allah aşkına?

Mustafa: Şu anda aslında çalışıyorum ben.

Kız: İşiniz ne?

Mustafa: Babamın parasını yemek.

Kız: Aaa! Siz de geleceğe boş gözlerle bakanlardansınız herhalde. Bir amacınız, idealiniz yok.

Mustafa: Olur mu ya! İdealim var.

Kız: Neymiş o?

Mustafa: Babamın ölmesini bekliyorum. O ölünce mirasa konacağım. Sonra da gel keyfim gel!

Kız: Çok boş birisiniz.

Mustafa: Evet çok boşum. Zaten birisini arıyorum. Ha, adınızı söylemediniz.

Kız: Etiketler önemli değildir.

Mustafa: Olur mu canım? İsminizi bilmezsem cep telefonunuzu ne adıyla kaydedeceğim? “Sapık” diye kaydedemem herhalde. Konuşmayız, sürekli mesajlaşırız. O daha ucuza gelir.

Kız: Benim cep telefonum yok. İhtiyacım da yok.

Mustafa: Yapma ya, ne kadar üzücü bir durum.

Kız: Bu dolmuş da nerde kaldı?

Mustafa: Dolmuşu ne yapacaksınız ki? Gelmese de olur. Ne güzel konuşuyoruz.

Kız: Hayır, siz salak salak konuşuyorsunuz, ben de dolmuş gelinceye kadar dinliyorum.

Mustafa: Şu anda tanışmış olmamız gerekiyor, ama hala olmadı.

Kız: Niye tanışmış olmamız gerekiyormuş ki?

Mustafa: Bütün Türk filmlerinde öyle oluyor da onun için. Ama bir eksik var. Siz hızlı hızlı gelirken çarpışacağız. Sonra elinizdeki kitaplar yere düşecek, onları birlikte toplayacağız. Bu şekilde tanışmış olacağız. Bu kısım eksik, istersen çarpışalım.

Kız: Allah’ım çattık belaya ya! Nerde kaldı bu dolmuş?

Mustafa: Dolmuş kaldı bir yerde zor gelir artık. İstersen bir şiirimi okuyayım sana. Şiir benim ha, kendi ellerimle yazdım.

“Ellerinde kitaplarla dolmuş beklersin,

Dertlerime yenilerini eklersin.

Babam ölsün de gör.

Seni hemen alıp kaçarım.”

Sonu pek uymadı, ama neyse, her güzelin bir kusuru vardır.

Kız: Allah’ım kafayı yemeden şu dolmuş gelseydi.

Mustafa: Sıkıldın herhalde. Sana bir şiir daha okuyayım.

Kız: Allah aşkına artık tamam!

Mustafa: Ama bu şiir benim değil, büyük bir İngiliz şairin.

Kız: (Şaşırır) Öyle mi? Oku bakalım.

Mustafa: “Good evening

Welcome to BBC news

And now today’s”

Nasıl güzel, değil mi?

Kız: Şiir bu mu?

Mustafa: Evet.

Kız: Bu, İngilizce: “İyi akşamlar, BBC haber bültenine hoş geldiniz. Şimdi bugünün haberleri.” demek.

Mustafa: Yok ya! Demek yanlış şiiri ezberledik. Bu şiiri komşunun radyosundan duymuştum.

Kız: Allah’ım bana sabır ver! Nerde kaldı bu dolmuş?

Mustafa: Sıkıldınız herhalde. Neyse zamanla alışırız birbirimize.

Kız: Ne alışması ya? Sizinle bu dünyada bir daha karşılaşmamak için öbür dünyaya, hatta cehenneme gitmeye bile razıyım.

Mustafa: Valla, oraya da gelirim.

Kız: Allah aşkına yeter! Nerde kaldı bu dolmuş ya?

Mustafa: Sonuç olarak benim hakkımda edindiğiniz izlenim nedir?

Kız: Bak kardeşim, sizi tanımıyorum, tanımak da istemiyorum, ama sizin hakkınızda edindiğim izlenim şu: Eğer siz dünyaya daha önce gelmiş olsaydınız “aptal” kelimesi sözlüklerde olmazdı.

Mustafa: O niye?

Kız: Çünkü “aptal” kelimesi hiçbir insana senin kadar yakışmaz.

Mustafa: Sen bana aptal demeye çalışıyorsun, ama yazık, üzüldüm yani.

Kız: Allah Allah, bu dolmuş nerde kaldı?

Mustafa: Ne yapacaksın dolmuşu? Ne güzel muhabbet ediyoruz. Ha, senin baban ne iş yapıyor?

Kız: Ne yapacaksın?

Mustafa: Benim babam senin babanı döver de onun için sordum.

Kız: Benim babam komiser.

Mustafa: Yok ya! Gerçekten mi? Zaten benim babam da cumhurbaşkanıdır kendisi.

Kız: İstersen araştır bak.

Mustafa: Hadi ya! Desene sert kayaya çarptık. Başımızı belaya sokmayalım bari. Allah Allah, nerde kaldı bu dolmuş ya!


*SON*

Türk halk müziği şarkıları
THM şarkıları listesi
Türk Halk müziği eserleri

A benim mor çiçeğim
Ab ü tâb ile bu şeb hâneme cânân geliyor
Acaba şen misin kederin var mı
Açık bırak pencereni örtme perdeyi bu gece
Açılan bir gül gibi
Açılır gonca gül yâr
Açmam açamam söyleyemem çünkü derinde
Açmazsan eğer kalbime sen yâre-i hicrân
Ada sahillerinde bekliyorum
Ada'nın yeşil çamları aşkımıza yer olsun
Adalardan bir yâr gelir bizlere
Affeyle günahımı n'olur ey şûh-i pesendim
Ağlamakla inlemekle ömrüm gelip geçiyor
Ağlamışım gülmüşüm kırılıp dökülmüşüm
Ağlar gezerim sahili sanki benimlesin
Ağlarım çağlar gibi
Ağlaya ağlaya giderim diyor
Ağyâr ile sen geşt-ü güzâr eyle çemende
Ah edip inlerim gurbet elinde
Ahımı hicrânımı sakladım gizli tuttum
Aklımda sen fikrimde sen
Aklımı başımdan aldı gözlerin
Akşam dönüşü geçtim o esrarlı bağından
Akşam erdi yine sular karardı
Akşam oldu hüzünlendim ben yine
Akşam olunca yârelerim sızlar
Akşam olur güneş gider şimdi buradan
Akşam olur sabah olur yâr gelmez
Akşam yine gölgenle sabâh etti bu gönlüm
Akşamı süzme deniz
Akşamın olduğu yerde bekle diyorsun gelmiyorsun
Al goncayı deremedim
Al sazını sen sevdiceğim şen hevesinle
Alamam doğrusu dest-i emele
Albümlerden çıkarttığın
Aldı beni aldı beni iki kaşın arası
Âlemde ey serv-i semen
Alsam adanın dilberini çamlara gitsem
Aman saki canım saki doldur doldur da ver
Anar ömrünce gönül giden sevgilileri
Anla artık anla beni unut bütün geçenleri
Anladım ki daha dolmamış çilem
Anladım sevmeyeceksin beni sen nazlı çiçek
Anlatamam bu aşkın hikâyesi derindir
Anlatılmaz bin dert ile geçiyor çileli ömrüm
Apansız uyanırsan gecenin bir yerinde
Artık bu solan bahçede bülbüllere yer yok
Artık gelecek sanma sakın geçti o günler
Artık seni sevemem
Artık yeşerecek bir dalım yok
A benim mor çiçeğim
Ab ü tâb ile bu şeb hâneme cânân geliyor
Acaba şen misin kederin var mı
Açık bırak pencereni örtme perdeyi bu gece
Açılan bir gül gibi
Açılır gonca gül yâr
Açmam açamam söyleyemem çünkü derinde
Açmazsan eğer kalbime sen yâre-i hicrân
Ada sahillerinde bekliyorum
Ada'nın yeşil çamları aşkımıza yer olsun
Adalardan bir yâr gelir bizlere
Affeyle günahımı n'olur ey şûh-i pesendim
Ağlamakla inlemekle ömrüm gelip geçiyor
Ağlamışım gülmüşüm kırılıp dökülmüşüm
Ağlar gezerim sahili sanki benimlesin
Ağlarım çağlar gibi
Ağlaya ağlaya giderim diyor
Ağyâr ile sen geşt-ü güzâr eyle çemende
Ah edip inlerim gurbet elinde
Ahımı hicrânımı sakladım gizli tuttum
Aklımda sen fikrimde sen
Aklımı başımdan aldı gözlerin
Akşam dönüşü geçtim o esrarlı bağından
Akşam erdi yine sular karardı
Akşam oldu hüzünlendim ben yine
Akşam olunca yârelerim sızlar
Akşam olur güneş gider şimdi buradan
Akşam olur sabah olur yâr gelmez
Akşam yine gölgenle sabâh etti bu gönlüm
Akşamı süzme deniz
Akşamın olduğu yerde bekle diyorsun gelmiyorsun
Al goncayı deremedim
Al sazını sen sevdiceğim şen hevesinle
Alamam doğrusu dest-i emele
Albümlerden çıkarttığın
Aldı beni aldı beni iki kaşın arası
Âlemde ey serv-i semen
Alsam adanın dilberini çamlara gitsem
Aman saki canım saki doldur doldur da ver
Anar ömrünce gönül giden sevgilileri
Anla artık anla beni unut bütün geçenleri
Anladım ki daha dolmamış çilem
Anladım sevmeyeceksin beni sen nazlı çiçek
Anlatamam bu aşkın hikâyesi derindir
Anlatılmaz bin dert ile geçiyor çileli ömrüm
Apansız uyanırsan gecenin bir yerinde
Artık bu solan bahçede bülbüllere yer yok
Artık gelecek sanma sakın geçti o günler
Artık seni sevemem
Artık yeşerecek bir dalım yok
Âşık oldur kim kılar cânın fedâ cânânına
Aşıka bağdat sorulmaz ufukları aşar gider
Âşıkından sen nasıl bıktın neden ettin telâş
Aşk böyledir
Aşk bu değil yapma güzel
Aşk oduna yandı gönül
Aşka gönül vermem aşka inanmam
Aşkı seninle tattı hicranla yandı gönül
Aşkım bahardı ümitler vardı
Aşkımın ilkbaharı ilk heyecanım benim
Aşkımla oynama kumar değildir
Aşkın bana bir gizli elem oldu güzel yâr
Aşkın içimde rüya
Aşkın ile gündüz gece giryânım efendim
Aşkın kanununu yazsam yeniden
Aşkın karanlık yolunda kaç yıldır yalnız kaldım
Aşkınla sürünsem yine aşkınla delirsem
Aşkınla yana yana kül olsa da ocağım
Aşkınla yanıp ağladığım günleri an sen
Ateş olup yaksan da
Ateş-i suzan-ı firkat yaktı cism-ü canımı
Avuçlarımda hâlâ sıcaklığın var inan
Ay dalgalanırken suların oynak izinde
Ay doğarken gecelerden
Ay doğdu batmadı mı
Ay gülsün ufuktan sana sen bak ona gül de
Ay öperken suların göğsünü sahilde yıkan
Aylar geçiyor sen bana hâlâ geleceksin
Aylar yıllar geçti yok senden bir haber
Aylardır gül yüzünü göremez oldum senin
Aynı çatı altında aşkımız bir yalanmış
Ayrı düştüm sevgilimden dünya bana dar oldu
Ayrıldı gönül şimdi yine bir tek eşinden
Ayrılık ateşten bir ok
Ayrılık rüzgârı gönlüme doluyor
Ayrılık ümitlerin ötesinde bir şehir
Ayrılık yaman kelime
Ayrılık yarı ölmekmiş
Ayrılık yıldönümü kalbime yadın doluyor
Ayrılmak ne kadar zor unutulmak çok acı
Bâde-i vuslat içilsin kâse-i fağfurdan
Bağ gölgelenir güller açar bülbül öterken
Bağa girdim ay çıktı
Bağa girdim kamışa
Bağrıma taş basaydım
Bahar bitti güz bitti
Bahar geldi gül açıldı
Bahar gelir bülbül öter
Bahar gelmiş neyleyim
Bahar meltemidir başımda esen
Bahar olsa çemenzar olsa âlem handedar olsa
Bahar vakti gelecektin
Baharda bu yıl bir melâl var hüzün gibi
Baharı okşuyor ellerim
Baharın gülleri açtı yine mahsundur bu gönlüm
Baharla hazân birleşemez ortada yaz var
Bahçemde açılmaz seni görmezse çiçekler
Bahçenizde bir gül olsam koklar mısın gülümden
Bahçenizde sünbül olsam
Bak bahta da ikbâle de nûr indi Hatay'da
Bak yine geçti bahar gül neylesin neylesin
Bakışı çağırır beni uzaktan
Bakma sakın benden yana
Bakmıyor çeşm-i siyah feryade
Balkonda saatlerce düşündüm seni andım
Bana bir aşk masalından şarkılar söyle
Bana bir zalimi Leylâ diye sevdirdi felek
Bana n'oldu değişti şimdi hâlim
Bana nasıl vazgeç dersin
Başka söz söylemem aşktan yana ben
Batan gün kana benziyor
Beğendim seni efendim geçmem asla ben
Bekledim de gelmedin
Bekledim fecre kadar gelmedin ah işte güneş de doğdu
Bekledim gelecektin ömre bedel ân gibi
Bekledim yıllarca lâkin gelmedin ey nazlı yâr
Beklerim her gün bu sâhillerde mahzûn böyle ben
Belki bir sabah geleceksin lâkin vakit geçmiş olacak
Ben çölde kalmış bir aşkzedeyim
Ben gamlı hazan sense bahar dinle de vaz geç
Ben güzele güzel demem
Ben her Eylül o parkta o çamların altında
Ben küskünüm feleğe
Ben seni sevdim seveli kaynayıp coştum
Ben seni unutmak için sevmedim
Ben yaralı ceylanım yaralı ceylan
Ben yürürüm yâne yâne
Bende aşk tükendi ateşim yanmaz
Bende hicrân yarasından da derin bir yara var
Beni ateşlere salan o kapkara siyah gözler

birarabinbul.com Her Hakki saklidir. birarabinbul 2013-2017 Sitemizdeki bir cok yayin derlemedir. Telif Hakki oldugunu dusundugunuz yayinlar icin iletiime geciniz. Admin iletisim.